Tipik bir
Amerikan kasabası olan Harmony, çöken maden ocağıyla sarsılır. Beş işçiden
sağ kurtulan tek kişiyse Harry Wardendir. Çok geçmeden anlaşılırki, işçiler
çöken maden ocağı nedeniyle değil Harry Warden tarafından
katledilmişlerdir.
Fakat Harry Warden da komadadır. Bir yıl sonra aniden
uyanan Warden, 22 kişiyi öldürür fakat kendisi de bu sırada öldürülür.
Uzun bir müddet sonra, olaydan sağ kurtulan gençlerden Tom Hanniger, geçmişinden
kurtulmak istediğini söyleyerek kasabaya gelir. Amacı, maden ocağındaki hissesini
satmak ve herşeyi arkasında bırakmaktır. Ama Tom, Harmonye döner dönmez
ardı ardına cinayetler işlenmeye başlar. Ya sapık bir katil Wardenı taklit etmektedir
ya da Warden ölmemiştir...
Film, klasik kanlı gerilimlerin aksine,
çok hızlı bir sekilde olay örgüsüne giriyor. Öyle ki, ardı ardına insanlar
öldürülmeye başlanınca, ilk anda seyirci şaşırıyor. Çünkü herşey için o
kadar erken ki. Karakterler ekrana adımını attığı anda cinayetler başlıyor. Bu
sürpriz giriş ilk anda yeni ve değişik birşey izleyeceğimizi düşündürüyor bize ama
yanıldığımızı kısa sürede anlıyoruz.
Neredeyse seyircinin
zekasıyla dalga geçen akıl almaz sahneler, berbat oyunculuklar arzı endam etmeye
başlıyor perdede. Filmin başrol oyuncuları basit bir tv dizisi tadında oyun verirken, olan
biten bütün saçma şeylere inanmamız gerekiyor.
Örneğin vahşi
cinayetlerin ortasında kalmış iki kadın geceyarısı hiçbirsey olmamış gibi
markete sayım yapmaya gidiyor. Ve pek tabi ki katil onları avlamaya geliyor. İşin komiği
katilin çıkardığı onca sese rağmen iki kadın da sese yöneliyor. İkisinin de
aklına polisi aramak gelmiyor. Uzun süre kaçma kovalamaca yaşayan kadınlar,
nedense son anda alarma basıyor vesaire vesaire... Kısacası film baştan aşağı
klişeler ve bayağılıklarla dolu. Sözde sürpriz finalin ne kadar sürpriz olduğunu ise
seyircinin yorumuna bırakıyorum.
Neredeyse “Testere” serisini
sollayacak derecede içinde vahşet barındıran film, birçok izleyicinin midesini
bulandırabilir. Kafa kopma sahnelerinden, fışkıran gözlere kadar ne ararsanız filmde
var. Filmde belki de tek olumlu unsur, 3 boyutlu görüntülerin başarılı bir şekilde filme
yedirilmesi olarak görünüyor. Sırıtmayan sahneler, beklenen 3 boyut keyfini veriyor.
İlla ki korku filmi izlemek isteyenler dışında kimseyi tatmin etmeyen bir film
“Sevgililer Günü Katliamı”. Tüm sinemaseverlere keyifli
seyirler.